Kayıtlar

Dur Yolcu! Bilmeden Gelip Bastığın Bu Toprak, Bir Devrin Battığı Yerdir...

Resim
  Çanakkale zaferimizin 106. Yılı olarak kutlayacağımız bu günlerde, Mustafa Kemal Atatürk ve onun silah arkadaşlarını saygı, sevgi ve özlemle anıyor minnet duyuyoruz. Zorlu koşullara ve büyük kayıplara rağmen tarihe geçen bir zafer kazandığımız 18 Mart Çanakkale Zaferi anlamı ve önemi geçmişten günümüze unutulmayacak izler bırakmıştır. Kahraman Türk ordusunun Çanakkale Cephesi'nde verdiği mücadele yalnızca Türk tarihinin değil bütün dünya tarihinin akışını etkileyecek derecedeydi. Bu cephede alınan galibiyet dünya ülkelerinin güç dengelerini değiştirmiş ve yüce Türk milletinin belirleyici ve yönlendirici gücünü bir kere daha gözler önüne sermiştir. Çanakkale Cephesi'nin Anadolu halkına verdiği azim, umut ve kararlılık Kurtuluş Savaşı'nın meşalesini de ateşlemiştir. Çanakkale, Türk ulusunun bağımsızlık ve hürriyet söz konusu olduğunda ne denli kararlı ve kahraman olduğunu sonsuza dek anımsatacak bir "anıtcephe" dir. Çünkü Türk ordusu üstün muharebe taktiklerini, s...

EN BÜYÜK HARBİYELİ MUSTAFA KEMAL… 1283 DAİMA VE İLELEBET İÇİMİZDE!

Resim
    Mustafa Kemal Atatürk 1898 yılı Aralık ayının ortalarında Manastır Askerî İdadisi'ni, notları kendisiyle aynı olan Selanikli Ahmet Tevfik'le birlikte birinci olarak bitirmiş ve orta öğrenimini tamamlamıştır. 1899 yılının Mart ayı ortalarına kadar Selanik'te tatilini geçiren Mustafa Kemal, İstanbul Pangaltı'daki Harbiye Mektebi'nde yüksek öğrenimine devam etmek için Selanik'ten vapura biner ve İstanbul'a, Payitaht'a hareket eder. Böylece bütün çocukluğu ve ilk gençlik yıllarının geçtiği Makedonya'dan ilk defa ayrılır. Birikimi ile yeni bir hayata atılacağı, kişiliği ve düşüncelerinin daha da olgunlaşacağı Harp Okulu'na girişi (duhulü)  1 Mart 1315 / 13 Mart 1899 , Apolet Numarası  1283 'tür."Harbiyeli Mustafa Kemal", buradaki "1315 Duhullülere Mahsus Künye Defteri" ne "Selanik'te Koca Kasım Paşa Mahalleli Gümrük Memurlarından müteveffa Ali Rıza Efendi'nin mahdumu uzun boylu, beyaz benizli Mustafa Kemal ...

JÖN TÜRKLER VE TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ

Resim
 JÖN TÜRKLER VE TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ  Öncelikle burada yazdığım ilk yazının heyecanı ile selamlıyorum sizleri. Yeni başladığımız bu yolda elimizden tutmanızı ve yazılarımızdan keyif almanızı diliyorum.  Çaylar, kahveler hazırsa o zaman geçelim konumuza. Yazıya şu soru ile başlamak istiyorum: İTC *İttihat ve Terakki Cemiyeti* ne ölçüde ''Türk milliyetçisiydi?''   Hem Rusya Türklerinin, hem de Türkiye'deki edebi akımların etkisiyle, İTC 'nin 1906 yılından itibaren ''ulusal bilince'' daha duyarlı bir hale geldiği anlaşılmaktadır. Ama bu konuda daha fazla bilgi sahibi olabilmek için, İTC hakkındaki çalışmaların bitmesini beklemek gerekir.             1908 Devrimi'nden sonra, *1908 Devrimi: Jön Türk Devrimi veya Jön Türk ihlali, Temmuz 1908 tarihinde Osmanlı İmparatorluğunda Padişah 2. Abdülhamid yönetiminin sona ermesi ve meşrutiyetin yeniden ilanı talebiyle gerçekleşen devrimdir. Devrimin ardından 24 Temmuz 1908'de 2. Abdülhamid tarafın...

Savaşların Gölgesinde Yükselen Bir Medeniyetin Işığında İstiklal Marşı

Resim
  12 MART 1921 İSTİKLAL MARŞI'NIN KABULU 12 Mart Türk milleti için önemli tarihlerden sadece birisidir. Bu milletin makus talihinin dönüm noktalarından olan milli mücadele zamanlarında, sadece savaş meydanlarında değil aynı zamanda meclis kürsülerinde de milletin kaderi değişmiştir. 12 Mart 1921 yılında kabul edilen İstiklal Marşı, bu milletin ne denli sıkıntılar çektiğinin bire bir kanıtı olarak Türk istiklal harbinin bir zafer nişanesi olmuştur. Bugün 100. Yılını kutlayacağımız bu önemli günde Mehmet Akif Ersoy ve arkadaşlarını şükranla yad etmemiz gerekmektedir…                          Mehmet Akif Ersoy’un en önemli eseri olan “Safahat”, 7 kitaptan oluşmaktadır. 1911 yılında yazdığı birinci bölümde Osmanlı toplumunun meşrutiyet dönemini; 1912 yılında yazdığı “Süleymaniye Kürsüsünde” adlı ikinci kitapta, Osmanlı aydınlarını işlemiştir. 1913’de Safahat’ın üçüncü bölümü olan “Halkın Sesleri”ni ve 1914 yılı...

Tozlu Tarih Sayfalarına Derinlemesine Giriş

 Tarih dediğimiz zaman aklımıza gelen klişe şeyleri bir taraf bırakarak, ihtiyar tarihin kadim sayfalarına derinlemesine inmek daha eğlenceli ve daha öğretici olacaktır. Ülkemizde maalesef tarihimizi sadece dizilerden ibaret olarak görülmesi, biz tarih anlatıcıları olarak gayet rahatsız edici bir durum olarak tartışma konularımız içerisine dahil olmuştur. Gerçek tarihin dizilerle sadece konu bakımından ilgili olduğu ve bu tür kurguların sadece dizi olduğuna karar kılınarak,  eğlence bakımından seyredilmesi daha doğru olacak ya da gerçek tarihi araştırmak için bir fikir sahibi uyandırma aracı olarak kullanılması gerekmektedir. Bilinçli toplumlar tarihlerine sahip çıkmış ve tarihlerini benimseyip, öğrenmiş toplumlardır. Türk toplumu olarak baktığımız zaman tarih konusunda pekte iç açıcı ilerlemeler kaydedemiyoruz. Bunun sebebi ise öğrenmeyi seven ve bilen birey sayısının az olması, teşviklerin yetersiz olması gibi etkenler göze çarpmaktadır. Mustafa Kemal ATATÜRK' ün de dediği g...